×

Yaşamak Sanatı

Soğuk bir Sivas akşamından baktıkça üşüten bir fotoğraf. Seyyar satıcı için bu kadar çok çorap biraz iddialı değil mi sizce de? Umudun fotoğrafı olabilir mi bu mesela. Ya da azimin, belki de şükürsüzlüğün… Kavramlar arası sınırlar ne kadar da ihlal edilebilir değil mi? Metine ve metini şerh edene göre değişebilir.

Sizi bilmem ama taşıyabileceğinden fazlasını yük edinmiş bu arabaya ilk bakışta gülmüştüm. E niye öyle diyorum ki belki de taşıyordur. Yok yok öyle değil estetik de durmuyor bir kere, her ne kadar yük desem de rengarenk tatlı çoraplar, göze de hitap etmesi lazım, bu kadar üst üste koyunca ne renkleri belli oluyor ne de şekilleri. Her çorap kaybolmuş gibi. İnsan gibi. Sırtımdaki yük edindiğim her şey gerçek beni kaybediyor gibi. Dertler görülebilseydi hiç estetik de durmazdı zannımca.  Hem ne kadar çorap olursa olsun sonuçta iki ayak var. Üst üste kaç tanesini giyebilirsin ki… Azla yetinmeyi bilmek lazım.Yük olur sonra. Altından kalkılmaz olur. Çoraptan mı bahsettim, insandan mı benim de kafam karıştı. Neyse okuyanlar çözer nasılsa…Ha bi de ayağa çorap giymekle yürekler de ısınsaydı keşke…M.D

Melike-Demir-674x1024 Yaşamak Sanatı

…..

Tarık Tufan’ın “Gece Açan Çiçekler”  adlı romanını okudum. Romandaki İtalyan  ressam Zonaro, dergahtaki dervişlerin resmini yapmak istiyor. Resmini layıkıyla yapabilmek için yardımcısı Derviş Ali ile dergahta ve zikir törenlerinde vakit geçirmeye başlıyor. Onları gözlemliyor, onlarla birlikte yaşıyor, onlardan biri oluyor. Ve yaptığı resimdeki dervişler gerçeğini başarılı bir şekilde yansıtıyor.

  Ünlü fotoğrafçı Ara Güler: “Bir çobanın fotoğrafını çekeceksem onunla arkadaş olmalıyım, aynı sofraya oturmalıyım  belki çadırında bir gece kalmalıyım” demiş. Çobanı fotoğraflamak için çobanı anlamak gerekir.

  Sonra aklıma Sait Faik geliyor. Öykülerinde bahsettiği  balıkçılarla defalarca balık avına çıkmış, onların yaşamını yakından gözlemlemiş hatta onlardan biri olmuş. Sanatta başarı bazen eserin  gerçeğe ne kadar yaklaştığıyla ölçülür ya. Sanatın sadece özgünlük ve oluşturuculuk değil aynı zamanda çabayla da ilgili olduğunu düşünüyorum. İçinde olmak için emek vermek ya da manzaraya dışarıdan bakarak eğreti durmakla ilgili.

 Yaşamayı bilmek de bir sanat bence. Herkes sanatçı doğamıyor maalesef. Fakat hayatın içinde olmaya çaba göstermek ve biraz da hayatta kalma yeteneği – ki bunun da öğrenilebilir olduğunu düşünüyorum – bu sanatı icra etmeye önemli bir adım olabilir. Ortaya böylece bir sanat eseri çıkabilir. Belki birçok sanatçıda olduğu gibi ölümümüzden sonra anlaşılırız, olsun, hayatın cilveleri diyelim. Hiçbir sanatçı eserini sadece ödül alayım niyetiyle oluşturmaz nitekim. İçinden geleni yapmak onun özünden taşar değil mi? Onu yapmadan bir anlam bulamaz yaşamında çünkü.

 Dalında taze açmış hanımelinin kokusunu duymak için yolunu uzatmak da yaşamak sanatına gayret göstermek sayılır mı sizce? Bir arkadaş öyle yapıyor da…

Share this content:

Okumadıysan Oku