Medeniyet Şairi: Sezai Karakoç
Türk düşünce ve edebiyat dünyasında bazı isimler vardır ki yalnızca yazdıklarıyla değil, ortaya koydukları fikir ufkuyla da bir çağın ruhunu temsil ederler. İşte bu isimlerden biri de Sezai Karakoç’tur. Karakoç, şiiri yalnızca estetik bir ifade aracı olarak görmemiş; onu aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun, bir diriliş idealinin sesi hâline getirmiştir. Onun kaleminde şiir, bireysel duyguların ötesine geçerek bütün İslam aleminin ruhuna “diriliş” düşüncesini aşılamak olmuştur.
Orta halli bir ailede şehit çocuğu olarak Diyarbekir Ergani de 22 Ocak 1933 de dünyaya gelen, asıl adı Ahmet Sezai Karakoç olarak bilinen yazarımız; hem İslam’a olan hem de insanlığa olan katkıları ile ülkemizde ve dünya çapında saygı ve sevgi ile anılan bir edebi düşünürümüzdür.
İlkokul yıllarını Ergani’de tamamladıktan sonra ortaokul için Maraş’a giden Karakoç, lise yıllarında tekrardan Gaziantep’e dönüş yaptı. lise yıllarından itibaren felsefeye ilgi duymuş bu yönünden mütevekkil üniversitede felsefe bölümünü okumak istemiş ama maddi sıkıntılardan dolayı istediği bölümü okuyamamıştır.
Sezai Karakoç, dediğimiz gibi yalnızca bir şair değildir aynı zamanda bir felsefecidir. Zaten bir düşünceniz yada sorguladığınız bir konu olmadığı müddetçe şiir yazmak oldukça zor olacaktır. Modern dünya ne kadar gelişirse, manevi duyguların da bilhassa zayıflayacağını söylemiştir Karakoç.
Ankara Üniversitesi Maliye Bölümü’nden mezun olan Sezai Karakoç, lise yıllarında ilgi duyduğu felsefeye üniversite döneminde de devam etmiş; bu süreçte edebiyata da aynı şekilde ilgi duymaya başlamıştır.
Sezai Karakoç, 1955 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığında müfettiş olarak görev yaparak iş hayatına başlamıştır. Bu görev vesilesiyle Anadolu’nun birçok şehrini görme fırsatı bulmuş, farklı şehirlerde yaşayan insanları yakından tanımıştır. Karakoç’un Anadolu’yu bu kadar yakından tanıması, onun düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Çünkü Anadolu insanının inancı, yaşam tarzı ve kültürel birikimi, Karakoç’un eserlerinde sıkça vurguladığı medeniyet ve diriliş düşüncesinin temel kaynaklarından biri olmuştur.
Sezai Karakoç, 1960’lı yıllarda çeşitli mesleki görevlerde bulunurken edebiyata ve düşünce dünyasına olan ilgisinin giderek daha da güçlendiği görülür. Bu süreç, onun yalnızca bir memur olarak değil, aynı zamanda bir fikir adamı olarak da olgunlaştığı bir dönemdir. 1965 yılında devlet memurluğundan ayrılması ise sıradan bir meslek değişimi değil, tamamen düşünce ve yazı hayatına yönelme kararı olarak değerlendirilebilir. Bu tercih, Karakoç’un edebiyatı bir meslekten ziyade İslam davası ve fikir mücadelesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koyar.
Karakoç, iş hayatının ardından gazetecilik ve yayıncılık alanında aktif bir rol üstlenmiştir. Nisan 1960’ta İstanbul’da Diriliş Yayınlarını ve “Diriliş” dergisini kurmuştur. Bu derginin temel kuruluş amacını, Diriliş Neslinin Amentüsü adlı eserinde “İslam medeniyetini modern dünyada yeniden canlandırmak ve İslam kültürünü ile edebiyatını yeniden hayata geçirmek” şeklinde ifade etmiştir.
Sezai Karakoç’un yazdığı kitaplarda, şiirlerinde ve diğer eserlerinde sıkça ele aldığı; ayrıca söyleşilerinde ve konferanslarında da üzerinde durduğu “diriliş” düşüncesi, İslami değerler açısından, Müslüman toplumların yeniden Kur’an ve sünnet ekseninde bilinç kazanması ve İslam’ın medeniyet birikimini yeniden hayata taşıması fikrine dayanır. Diriliş, bu anlamda yalnızca bireysel bir manevi uyanışı değil, aynı zamanda İslam ümmetinin ahlaki, kültürel ve toplumsal yönden yeniden güçlenmesini ifade eden kapsamlı bir anlayış olarak öne çıkar.
Diriliş neslinin amentüsü kitabı bu sebepten ötürü çok önemli hususlar içeren bir eserdir. “Karakoç, kendi köklerimizden uzaklaşıldığı her dönemde İslam medeniyetinin çöküş sürecine girdiğini ifade eder.”
Sezai Karakoç , 1967 senesinde çıkardığı İslam’ın dirilişi adlı eserinde benzer şekilde Müslüman toplumların ancak kendi özlerine ne zaman dönerler işte o zaman dirilişin başlayacağını belirtir ve bu yönde ilerler. Batı medeniyeti insanı ruhsuzlaştıran bir düşünce olduğunu öne savunurken aynı şekilde İslamın insanda bir devrim, bir diriliş duygusu barındırdığını belirtir.
Karakoç, liseden beri üzerinde durduğu felsefeyi eserlerinde bir çok kez konu edinmiş, bunu edebiyat ve islam ile bağdaşlaştırarak eserlerinde konu edinmiştir.
1967 senesinde çıkardığı “İslamın Dirilişi” adlı eseri bunun en büyük örneklerinden biri.
İnsanın ruhsal yolculuğundan, ilahi bilgiyi ve hakikati bulma çabasından bahsetmektedir. İşlediği bu İslami şiiri bir manifesto haline getirilmesiyle birlikte insanı özüne döndürmeye çağıran güçlü bir bilinç ve diriliş sesini yükseltmektedir. Sezai Karakoç, dünyasal zevklerden değil İslami bir aşktan bahsetmiş ve eserlerin de bu şekilde belirtmiştir.
1990 senesinde kurduğu Diriliş partisinde 7 sene genel başkanlık yapması siyaset hayatında bir öneme sahiptir. 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. 2007 yılında yeniden siyasete girerek Yüce Diriliş Partisini kurdu ve partinin genel başkanlık görevini yürüttü. Tam 4 yıl sonra ise cumhurbaşkanlığı tarafından edebiyat ödülüne layık görüldü.
16 Kasım 2021 tarihinde kalp krizi sonucu vefat etti.
Sezai Karakoç, yalnızca bir şair ve yazar değil; aynı zamanda İslam düşüncesini, kültürünü ve medeniyet anlayışını yeniden canlandırmayı amaçlayan önemli bir düşünürdür. Kurduğu kurumlar, çıkardığı dergiler ve ortaya koyduğu eserler aracılığıyla “Diriliş” düşüncesini toplumun farklı alanlarına taşımaya çalışmıştır. Bu yönüyle Sezai Karakoç, hem Türk edebiyatında hem de İslam düşünce dünyasında derin izler bırakmış önemli bir fikir adamı olarak kabul edilmektedir.
324 görüntülenme
Paylaş:


