Ulysses Üzerine
En büyük destanlar eve dönüş hikayeleridir. James Joyce bunu anlamış olacak ki sıradanlığın içerisinde modern bir destan yazıyor. Ulysses. Edebiyat dünyasında pek anlaşılamayan ve çok eleştirilen o kitap. İsmi bir çağrışım yapmış olabilir. Odysseia. Ulysses, Odysseia’nın latincedeki karşılığı. Homeros’un Odysseia destanında on yıl süren bir yolculuk ve eve dönüş hikayesi destanlaştırılarak anlatılırken, Ulysses’te Bloom’un sıradanlıklar içerisinde eve dönüşü destanlaştırılmıştır. Ulysess sadece bir gün içerisinde geçmektedir ve olay örgüsünde devamlılık bekleyen okuyucu ters köşe yapılmaktadır. Odysseia epik bir yolculuk, Ulysses modern insanın iç yolculuğu diyebiliriz. (Hayatın kendisi bir yolculuktur zaten) Kahramanlarımız: Odysseia ve Bloom. Dönüş: İthaka adası ve Dublin’deki ev. Tür: Epik ve sıradan. İki kitap arasında kıyas yapmak amacında olmadığımı söylemeliyim. Sadece yazının başındaki önermeyi güçlendirmek amacıyla konunun ana hatlarını belirtmek istedim. (Ben bir Ahmet Mithat Efendi değilim, yazıyı yarım bırakıp sözlük moduna geçebilen.)
Kitabı okumaya başladığım vakitlerde şu soruyu kendime sordum. Bu kitap bana ne anlatıyor? Düşündüm, ara verdim, devam ettim. Durarak okudum, daha seri okudum, soruya cevap bulmakta zorlandım ancak kitabı bırakmanın mantıklı olabileceği fikrini de kabul etmedim. Ulysses’i açıklayan başka bir kitap araştırdım. Carl Gustav Jung’ın eser hakkında eleştirilerini yazdığı kitaba ulaştım. Jung’ın fikirlerini değerlendirdikten sonra Ulysses’e geri döndüm. Bu dönüş kendimce sıradanlığın pek modern olmayan destanıydı diyebilirim. Herkes kendi hikayesinin kahramanıyken -filmin/yazının sonunda yine aynı serenat- sonunu düşünen kahraman olamaz repliğine bir selam. Joyce kitapta bu tip göndermeler yapıyor.
Jung eserin şizofren biri tarafından yazılmış olabileceğini söylüyor, James Joyce ile mektuplaşıyor. Tabi orada Joyce’u psikolojik testten mi geçiriyor bilemem. Sonraları kitabı tersten okumak da dahil olmak üzere daha farklı yöntemler kullandığında anlamanın eşiğine geldiğini görüyor. Psikolojik tahliller yaparak eseri değerlendiriyor fakat net bir çözümleme oluşturmuyor. Jung’ın bir edebiyat eleştirmeni olarak kitaba anlam verememesi bizim de anlayamayacağımız demek değildir. Buraya Nevzat Erkmen’in Ulysses Sözlüğü kitabının reklamı girilsin lütfen.
Ulysses’i teknik açıdan ele aldığımızda, eserin 18 bölümden oluştuğu ve her bölümün farklı edebî sanatlar kullanılarak kurgulandığı görülür. Yazar beden olarak Bloom ve ruh olarak Stephen Dedalus karakterleriyle karşımıza çıkıyor. Başlangıç bir olay örgüsüyle ana hatlar oluşturulurken aslında arka planda karakterin zihin dünyasında, bilinçaltında ve sıradanlığın uçlarında gezintiye çıkmaya başlıyorsunuz. Okuyucu daha fazla olay örgüsü bekliyor ama yazar buna meydan vermiyor. İşte modernist romanlar böyle bir şey. Kelimeleri birleştirmek ustalık istiyor. Kesik cümleler, aktarma sesleri ve nicesi. Arada bir cümleyi kaçırırsanız sonrasında pişmanlık duyabilirsiniz. Anlam vermek ve birleştirmek için yine atıf yapılan olayları, göndermeleri, kişileri bilmek gerekiyor. Yeşilimtrak ve gümüşvari. Entelektüel birikim şart.
Joyce’un kullandığı edebi sanatlar gezegenler arası dolaşan uzay mekiği gibi. Hep bir hareket ve derinliklerle karşılaşıyorsunuz. Sabit değilsiniz çünkü karakterin zihnindeki akışa bıraktınız kendinizi. Bilinç akışı tekniği, iç monologlar, bazı eserlerin edebi taklitleri, nesneler üzerinden semboller, ironi ve parçalı anlatımlar. Okuyucu aktif kalmadığında bütün bunları da kaçırmış oluyor. Yazar tarafından kasıtlı olarak zorlaştırılan anlatım, okuyucuyu daha fazla düşünmeye yöneltiyor. Müzikal anlatım yapılan bölümde ise bir ahenk oluşturulmaya çalışılmış.
Eserde Dublin şehrinin ön plana çıkarılması ve okuyucuya tanıtılması da dikkat ettiğim bir konuydu. Bir bölümde Dublin şehrinden farklı insanların hayatları anlatılarak şehrin panaroması oluşturuluyor. Gogol’un Neva Bulvarı hikayesinde de benzer bir anlatım vardı. O bulvarı gezmesek de görmesek de orada bir bulvar olduğunu biliyoruz. İlk okuduğumda Sivas’taki İstasyon Caddesine benzetmiştim. Joyce da okuyucuyu Dublin’de gezintiye çıkarıyor ve sanki şehri okuyucuya gezdiriyor. Bugün bile Dublin şehri için bu tasvirlerin geçerli olduğu söyleniyor. Gezmesek de görmesek de Dublin şehrinin İrlanda’nın kıyısında bir şehir olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Bununla birlikte Joyce’un “Eğer Dublin yok olursa, bu kitaptan yeniden kurulabilir” sözü, eserin mekân ve gerçeklik tasvirindeki ayrıntı gücünü vurguluyor.
Kitapta dikkatimi çeken şeylerden biri de Joyce’un eserde kullandığı Türk imajının keyfiyeti. Nargile içen Türk ifadesi hoş olmamış. Batı ülkelerinin nazarında halen böyle bir imaj olduğu muhakkak. Hatta belki fes taktığımızı bile düşünüyor olabilirler. Gerçi eserin yazıldığı 1904 yılına gidince erkeklerin başında fes.. püskülünü sallayarak dolaştığını da söyleyebiliriz. Yani batı cephesinde yeni bir şey yok!
Son bölümde Bloom’un eşi Molly’nin iç dünyasıyla karşılaşıyoruz. Aslında beklemiyordum çünkü Molly, eşi Bloom’u hırpalayan, pek önemsemeyen bir karaktere sahipti ilk bölümlerde. Burada artık noktalama işaretlerinin kullanılmadığı, zihnin en doğal ve filtresiz hali anlatılıyor. Bunu Ömer Faruk Dönmez’in bir eserinde de görmüştüm. Bütün kitap tek bir cümleydi sanki. Noktalama işaretleri kitabı terk etmiş gibiydi. İşaretlerin eve dönmesinden yanayım. Neden böyle olduğunu düşünürken bunun bir teknik olduğu bana söylenmemişti.
Ulysses anlatımdaki derinlik ve teknik açıdan modern roman anlayışını kökten değiştirmiştir. Ülkemizde de Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar başta olmak üzere birçok yazar bu anlayışı benimsemiştir diyebiliriz.
Modern insanın varoluşsal arayışı hiç de kolay değildir. Joyce bizlere bunu öyle bir anlatıyor ki… Anlatırken katman katman anlam karmaşasını çözmemizi istiyor. “Bu kitaba o kadar çok bilmece yerleştirdim ki, profesörler yüzyıllarca tartışacak.”
Velhasıl… Sıradan yaşamın derin anlamlar barındırması modern bir destandır. Artık İthakaya dönüş. Klişe jargonu neon ışıklandırma yapmadan buraya ekliyoruz. Hepimiz kendi modern destanlarımızın kahramanlarıyız.
Share this content:


