Zihnin Labirentinde Bir Kısırdöngü: Ruminasyon
Giriş Psikoloji literatüründe “zihinsel geviş getirme” olarak da adlandırılan ruminasyon kavramı,
etimolojik kökenini Latince “geviş getirmek” anlamına gelen ruminare fiilinden almaktadır (Online
Etymology Dictionary, 2025). Mecazi anlamda ise bireyin zihinsel olarak belirli bir konuya takılı
kalması ve aşırı düşünmesi durumunu ifade eder (Treynor vd., 2003). DSM-5 tanı sistemlerinde yeme
bozuklukları altında fiziksel bir eylem olarak tanımlanan bu terim (Morrison, 2023), bilişsel psikolojide
bireyin yaşadığı olumsuz duygular veya olaylar üzerine tekrarlayıcı, çözüm üretmeyen ve denetim
altına alınması güç düşünce döngüleri geliştirmesi olarak ele alınmaktadır (Lyubomirsky ve Nolen-
Hoeksema, 1995). Ruminatif düşünme, zihinde belirli bir konu etrafında dönen bu düşüncelerin,
dışsal bir uyaran olmaksızın kendiliğinden belirmesiyle karakterize edilen yorucu bir bilişsel süreçtir
(Martin ve Tesser, 1996).
Ruminasyonun Kuramsal Temelleri Ruminasyon olgusunu açıklayan en yaygın yaklaşım, Susan Nolen-Hoeksema tarafından geliştirilen “Tepki Stilleri Kuramı”dır (Nolen-Hoeksema, 1987). Bu kurama göre ruminasyon, bireyin yaşadığı olumsuz duygulara, bu duyguların kaynaklarına ve muhtemel
sonuçlarına yönelik pasif bir zihinsel uğraş halidir (Nolen-Hoeksema, 1987). Birey bu süreçte
genellikle sorun çözmeye odaklanmak yerine, “Bu durumdan neden kurtulamıyorum?” gibi işlevsiz
sorgulamalar içinde kalarak duygusal yükünü artırır (Nolen-Hoeksema, 1987). Bu durum duygu
düzenleme becerilerini zayıflatarak depresif belirtilerin süresini uzatır ve şiddetini artırır (Nolen-
Hoeksema, 1991).
Literatürdeki diğer önemli yaklaşımlardan “Hedefe İlerleme Kuramı”, ruminasyonu bireyin
hedeflerine ulaşmada karşılaştığı engeller karşısında verdiği bir bilişsel tepki olarak değerlendirir
(Martin ve Tesser, 1996). “Amaca Yönelik İlerleme Kuramı” ise Zeigarnik etkisine atıfta bulunarak,
tamamlanmamış işlerin ve ulaşılamamış hedeflerin zihinde daha sık geri çağrıldığını ve bu durumun
ruminatif süreçleri tetiklediğini savunur (Carver ve Scheier, 1990). Sosyal fobi bağlamında ele alınan
“Olay Sonrası Ruminasyon Modeli”nde ise birey, sosyal bir etkileşimden sonra olayı zihinsel olarak
yeniden yaşar ve genellikle olumsuz değerlendirmelere takılı kalır (Clark ve Wells, 1995).
İşlevsel ve Girici Süreçler Ruminatif düşünceler içerik ve işlev açısından farklı alt tiplere ayrılmaktadır.
“Girici ruminasyon”, olay sonrasında ortaya çıkan istemsiz, kontrol dışı ve bireyin psikolojik yükünü
artıran düşüncelerdir (Cann vd., 2011). “Amaçlı ruminasyon” ise bireyin yaşadığı olayı
anlamlandırmasına ve başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine olanak tanıyan daha geç evreli bir
süreçtir (Cann vd., 2011). Ayrıca ruminasyonun “refleksiyon” (derinlemesine düşünme) boyutu
problem çözme ve öz farkındalıkla ilişkilendirilirken; “brooding” (kuruntulu düşünme) boyutu pasif bir
sorgulama içermekte ve ruh sağlığını daha olumsuz etkilemektedir (Treynor vd., 2003).
Din Psikolojisi Açısından Bir Bakış İnsanın kendi benliği ve eylemleri üzerine düşünmesi Kur’an-ı
Kerim’de de teşvik edilen manevi bir farkındalık (tefekkür) sürecidir (Zâriyât, 51/21). Ancak din
psikolojisi açısından ruminasyon, bazen bireyin iç dünyasında oluşan vesveselere karşı zihinsel bir
uyanıklık geliştirmesi gereken bir alan olarak görülür (A’raf, 7/200-202). Bilişsel-davranışçı yaklaşımla
dinsel değerlerin sentezlendiği modeller, bireyin olumsuz otomatik düşüncelerini fark ederek bunları
manevi bir çerçevede yeniden yapılandırmasının ruminatif eğilimleri azaltabileceğine işaret
etmektedir (Husain ve Hodge, 2016). Pargament’in (1997) belirttiği üzere, bireylerin yaşadıkları stresli
olayları dinî bir çerçevede anlamlandırma çabaları, bilişsel döngülerin kırılmasında rol oynar.
Sonuç Ruminasyon, sadece bilişsel bir tekrar döngüsü değil, bireyin psikolojik dayanıklılığını doğrudan etkileyen transdiagnostik bir risk faktörüdür (Nolen-Hoeksema, 1991). Bireyin bu zihinsel
kısırdöngüden çıkabilmesi, ruminatif süreçlerin farkına varılması ve bu pasif düşünce kalıplarının daha işlevsel, çözüm odaklı yapılarla yer değiştirmesi ile mümkün olmaktadır (Treynor vd., 2003).
Kaynakça
- Cann, A. vd. (2011). “Posttraumatic Growth and Stocktaking”. Journal of Loss and Trauma.
- Husain, A. – Hodge, D. R. (2016). “Islamically Integrated Psychotherapy”. Journal of Religion &
Health. - İlkay, N. (2025). Ergenlerde Duygusal Zekå ve Dinî Başa Çıkmanın Ruminasyona Etkisi. Sivas
Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi. - Martin, L. L. – Tesser, A. (1996). Some Ruminative Thoughts. Erlbaum Associates.
- Morrison, J. (2023). DSM-5’i Kolaylaştıran Klinisyenler İçin Tanı Rehberi. (Muzaffer Şahin, Çev.
Ed.). İstanbul: Nobel Akademik Yayıncılık. - Nolen-Hoeksema, S. (1987). “Sex Differences in Unipolar Depression”. Psychological Bulletin.
- Nolen-Hoeksema, S. (1991). “Responses to Depression
Paylaş:

