×

Barış İstiyorsan Savaşa Hazırlıklı Olacaksın!

Zıt kavramlar insanın anlam dünyasında önemli bir yer tutar. İnsanın bir kavramı idrak edebilmesi için o kavramın ilişkili olduğu yan kavramları bilmesi gerekir. İyinin varlığını idrak edebilmek için kötüyü bilmelidir insan.

Savaş ve Barış. Birbirine zıt gözüken iki önemli kavram. Gerçekten zıtlık içerip içermediği konusu ise bir muamma. Bu iki kavramın idrak edilmesi dünyanın seyrini anlamak ve anlamlandırmak için elzemdir.

Savaş Nedir?

Savaş sadece askeri bir durumu ifade etmez. Toplumun ekonomik,sosyal,hukuki vb. birçok alanda etkilendiği bir olaydır. Bir kavramı detaylıca anlamak için kavram hakkında ortaya atılmış tanımları dikkatlice incelemek gerekir. Savaş kavramı üzerinde uzlaşılmış uluslararası bir tanım yoktur. Savaş kavramı hakkında birçok tanım yapılmıştır. Mesela Hugo Grotius (1967:17) savaşı “güç kullanarak çarpışanlar arasındaki durum” şeklinde tanımlamıştır. Sun Tzu (M.Ö. 400-320) “Savaş Sanatı” adlı eserinde, savaşı “Savaş, devlet için hayati öneme haizdir. Yaşam ya da ölümle son bulan bir sahadır ve hayatta kalmaya veya mahvolmaya giden bir yoldur” şeklinde tanımlamıştır. Carl on Clausewitz’e göre ise savaş; politik ilişkilerin bir devamı ve başka araçlarla gerçekleştirilmesidir. Tanımlar bir hayli fazladır. Lakin savaş kavramının daha iyi idrak edilmesi için sadece akademik kaynaklara bakmak yeterli olmaz. Saha tecrübesi de gereklidir.  Veya saha tecrübesine sahip birinin izlenimlerini ve duygularını anlamak idrak yolunda daha etkili olacaktır.

Savaş, bir kuvvet kullanma halidir. Lakin iki kişinin kavga etmesi sonucunda uygulanan kuvvet gibi bir kuvvet değildir. Savaş, devletler arasında gerçekleşir ve bir amaca yöneliktir. Yani savaşın politik bir maksadı olmalıdır. Savaşın gerçekleşebilmesi için en az iki tarafın varlığı olmalıdır. Savaşa iştirak eden devletlerin veya uluslararası örgütlerin sayısı değişebilir. Lakin unutulmamalıdır ki devletlerin dostları yoktur, menfaatleri/çıkarları vardır.

Savaş, düşmanca bir niyet ile oluşturulan ve şiddet içeren eylemleri içerir. Savaşın temel saikini tek bir olguya bağlamak doğru olmayacaktır. Sosyal,siyasal,ekonomik,hukuki vb. birçok hedefler sonucunda gerçekleşir. Bu hedeflere ulaşmak için birçok kritik operasyon gerçekleşir ve bilinmelidir ki savaşta masumiyet aranmaz. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Harp hileden ibarettir.” buyurmuştur.

Barış Nedir?

Asıl olan savaştır. Barış ise savaşa hazırlık dönemidir. Barış gelişmek için, savaş devletin kendisi dışında gelişeni yok etmek içindir. Devletler barış dönemlerinde bizzat sıcak çatışmaya girmeseler de rakip ülke üzerinde çeşitli faaliyetler yürütürler. Yeni dönemde ortaya çıkan psikolojik operasyonlar savaş dönemine geçişte önemli bir etkiye sahiptir çünkü dış müdahaleler ile dengeleri şaşırtılan iç kamuoyu, savaş sürecinde iç isyanlara sebebiyet verebilir. Bu durumda askeri operasyona gerek kalmadan savaş kazanılmış olur. Sun Tzu, en mükemmel zaferin muharebe etmeden savaşı kazanmak olduğu tespitini yapmıştır. Sun Tzu’nun yapmış olduğu tespitin en işlevli olduğu alan son dönemde gerçekleştirilen psikolojik operasyonlardır. Operasyonlar profesyonellik ister çünkü en küçük hatada ulaşılmak istenen hedef hayal olarak kalabilir. 28 Aralık 2025 tarihinde başlatılan ve ABD’nin İran’a karşı gerçekleştirmek istediği operasyon buna örnek verilebilir. Hedef kitle analizinin ve tema seçiminin hatalı bir şekilde yapılması İran’ın ciddi bir savunmaya geçmesine gerekli kılmamıştır. ABD ve İsrail’in yaptığı hatalar operasyonun başarısızlıkla sonuçlanması için yeterli olmuştur. Bu güncel operasyonlar barış dönemlerinde devletlerin faaliyetlerini anlamamız için bize bir kapı aralayacaktır.

Devletlerin barış dönemlerinde güçlerini artırması için gerekli olan bazı kriterler vardır.

  1. Yüksek askeri teknoloji üretme kapasitesine sahip olmak

Savaşı fiilen yapmadan kazanma kapasitesi inşa etmektir. Tank , İha , Siha’nın kendisi değil savaşın gidişatını , karakterini belirleme gücüdür. Bu durum düşmana karşı caydırıcılık oluşturur. Savaşa başlamadan psikolojik üstünlük elde edilmiş olur. Düşmanın savaşma iradesi kırılır. Bu teknolojik kapasite sayesinde düşman savaş başlamadan önce zihninde kaybetmiştir. Bu gelişmeler bir barış politikasının ürünü değildir. Yüksek seviyeli savaş hazırlığıdır.

Bu hazırlıklar devlete otonomi kazandırarak müttefiklere olan bağımlılığı azaltır. Askeri teknoloji üretemeyen devlet barış yapmaz, barışa razı olur. Hazırlığını yapmayan devletlerin barışı ahlaki bir temenni olarak görmek dışında başka çareleri yoktur. Hazırlığını yapan ve kapasiteye sahip olan devletler ise barışı ahlaki bir temenniden ziyade siyasi bir imkan olarak görürler.

  •  Dışa bağımlı olmayacak enerji kaynaklarına sahip olmak veya bunu üretmek

Askeri teknolojiyi destekleyecek ve üzerine eklemeler yapacak belli başlı durumlar vardır. Enerji buna örnektir. Enerjide dışa bağımlı olan devletin hareket kabiliyetleri kısıtlıdır. Bağımsızlık yolunda atacağı adımlar tehdit ve ambargo ile engellenecektir. Herhangi bir krizde karar mercileri bağımsız hareket edemezler.

Enerjide bağımsızlığını kazanan bir devlet ise sanayisinde süreklilik kazanır. Ekonomik kalkınmalar hız ve denge kazanır. Ekonomi toplumun temelini oluşturur. Ekonomisi dengeli bir ilerleyiş sağlayan bir devletin toplumu devlete dirençli bir bağlılık geliştirir. Barış dönemleri bu yüzden yerli enerjiye sahip olma ve stratejik rezervler oluşturma dönemleridir.

Enerjide bağımsızlığını kazanmamış bir devlet barışını başkasının mutluluğuna emanet eder!

  • Kaliteli, eğitimli, genç nüfusa sahip olmak

Kaliteli ve eğitimli genç nüfus devletin geleceğe yönelik vizyonunu üstlenir. Nüfus sadece asker demek değildir. Savaştaki niteliksel cephedir. Ahlaki değerlerine bağlı ve eğitimli olan genç nüfusu oluşturan bir devlet geleceğe yönelik en büyük atılımını yapmış demektir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın da dediği gibi “Bir milletin asıl gücü; topu,tüfeği yahut tankı değil imanlı ve inançlı gençliğidir.”

Barış dönemi toplumsal dayanıklılık inşa etme zamanıdır. Toplumsal dayanıklılık gençlerin eğitilmesi yoluyla sağlanır. Eğitimli genç nüfus mühendis, diplomat, analist vb. görevleri üstlenerek devlet içindeki sürekliliği sağlar.

  •  Dış müdahalelerden etkilenmeyecek güçlü bir ekonomiye sahip olmak

Ekonomi toplumun temelini oluşturur. Ekonomisi zayıf bir devlet halkına gerekli hizmeti sunamaz. Güçlü bir ekonomiye sahip olmanın temeli ise ahlaklı ticarette yatar. Ahlaklı tüccarın tek hedefi para kazanmak değil birlikte yaşadığı insanlara ve topluma girişimleri ile katkı sunmaktır.

Ekonomi savaşa yönelik hazırlığın en önemli alanlarından biridir. Ekonomisi sağlam olan devletler savaş sırasında iç isyanla karşılaşma ihtimalini en aza indirirler. Savaşın gidişatında en önemli unsur ekonomidir. Savaş sırasında ambargolara dayanaklılık toplumun ayakta kalmasını sağlar. Cephede ise mühimmat tedarikini ekonomik altyapıya sahip olan devletler gerçekleştirebilir. Modern savaşlarda cephe gerisi, cepheden daha kritiktir. Cephe gerisindeki faaliyetler devletlerin ekonomisinin güçlü olup olmamasına bağlıdır. Ve savaşın asıl sonucu cephe gerisinde belirlenir.

  •  Bağımsız ve güçlü bir istihbarat teşkilatına sahip olmak

İstihbari faaliyetler hem savaş döneminde hem de barış döneminde ciddi öneme sahiptirler. Barış dönemleri istihbarat servisleri için gizli operasyonlar ve psikolojik savaş dönemleridir. Bu durum barış dönemlerinin en aktif savaş alanının istihbarat alanı olduğunu gösterir. Bağımsız istihbarat teşkilatlarına sahip olmayan devletler başka devletlerin verdikleri veriler doğrusunda onların kuklası olarak harekete geçmek zorunda kalır. Hem savaş dönemlerini hem de barış dönemlerini yönlendiremezler.

İstihbarat, tehlikeli ve gizli bir alandır. Bu gizlilik devletin sırlarını korumak açısından gereklidir. İstihbarat servisleri ne kadar derinden iş yaparsa devlette o kadar güçlü demektir. Bu alan öyle bir alandır ki yanlış kişiye veya devlete elini veren kolunu kaptırır. Bu alanın emekliliği veyahut bırakması yoktur. Bu alanda hakimiyetini sağlayamamış olan devletlerin ciddi gelişmeler gösterdiği görülmemiştir. Kamuoyu gizli servislerin yönlendirmesi ile şekillenir. Yapılan dezenformasyonların, eylemlerin uzun vadeli bir amacı vardır ve olması gereken budur. Gün kurtarmaktan ziyade geleceğe şekil vermeyi hedefleyen bir alandır. Bu alan bir çelik çekirdektir.

Bağımsız teşkilatlar iç veya dış sorunlar hakkında bağımsız politikalar oluştururlar. Bu politikaları bazen teşkilat mensubu saha görevlileri ile gerektiğinde ise kolluk kuvvetleri ile uygulamaya dökerler. İstihbarat faaliyetlerinin amacı hemen sonuca ulaşmak değildir. Süreç sonucun mahiyetini belirleyen en önemli şeydir. Süreç yönetimi ise kurumsal ve bağımsız bir istihbarat teşkilatı ve yetkiyi veren devlet ile gerçekleşebilir.

  •  Bölgesel ve küresel bir vizyona sahip olmak

Bir vizyona sahip olmayan devletler çevresinde ve dünya da yaşanan olaylara tepki vermek dışında başka bir şey yapmazlar. Bir devletin sahip olduğu vizyonu ilk önce halkına yansıtması ve kabul ettirmesi lazımdır.

Vizyon devletin kendini nerede konumlandıracağını bilmesi, nerede diplomatik sertliğe erişeceğini seçmesi, nerede geri çekileceğini hesaplaması demektir. Bu durum stratejik devlet aklının varlığını, kurumsal hafızaya sahip olmayı ve uzun vadeli planlamayı gerektirir.

Vizyonsuz güç, kontrolsüz şiddet üretir. Bölgesel ve küresel bir vizyona sahip olmak barış yanlısı olmak değildir. Stratejik bir savaş halinde olmaktır.

Barış dönemi de savaş dönemine dahildir. Devletler barış dönemlerinde savaşa hazırlık yaparlar. Asıl olan savaştır. Savaşta galibiyetin sırrı koşulları iyi tespit etmek ve doğru anı kollamaktır. Ve şu da bilinmelidir ki devletler arasında savaşa yol açmayacak hiçbir anlaşmazlık yoktur.

Velhâsıl Kelam

Savaş dünyanın bir gerçeğidir. Gerçeğin doğrusunu veya yanlışını konuşmak bize zaman kaybettirecektir. Artık söz söylemek yerine icraatları ortaya koymamız lazımdır. Düşman acımasızca hareket etmektedir. Biz düşmanı etkisiz hale getirmedikçe bizi ezmek için devletler harekete geçecektir. Bilmemiz gereken şey cephe gerisinin cepheden daha kritik olduğudur. Toplum olarak dış istihbarat servislerinin iletişimde yer alan dezenformasyonlarına karşı bilinçli hale gelmeliyiz.  İstihbarat, barış döneminin en aktif savaş aracıdır. Toplumun kırmızı çizgilerini ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı soğukkanlı ve sistemli hareket etmeliyiz. Devletimizin ve halkımızın menfaatlerini bölgesel ve küresel vizyonumuz doğrultusunda belirlemeliyiz. Yola hedeflerimizi belirleyerek çıkmalıyız. Hedeflerimize ulaşmak için de toplum olarak disiplin sahibi olmamız gerekmektedir. Rabbim bizlere bilinçli sabır ve sebat ihsan eylesin. Vesselam !

Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve cihad için beslenen atlardan hazırlık yapın, onunla hem Allah’ın düşmanını korkutursunuz hem sizin düşmanınızı hem de onlardan başka diğerlerini ki onları verseniz ecri size tamamen ödenir, hiç de ziyan etmezsiniz. (Enfal Suresi 60.Ayet)

image Barış İstiyorsan Savaşa Hazırlıklı Olacaksın!

Paylaş: