BİR HEGEMONYA DEVİNİ YIKMAK
1- TİRATLARIN EGEMENLİĞİ
Sır perdesinin zamanla üzerine çektiği ağırlığı taşıyamayan makine, ruhuna açtığı savaşı ilk ve son kez kaybetti. Bedenlerimiz ruhlarından ayrıldı ve hayvanlığımız en münasip olmayan şekilde kafalarımıza oturdu. İsyanın vuku bulmadığı ruhlar, iskeletlerine hüzünle baktı. Savaş artık bitti. Birine, “Bundan yıllar önce aynaya baktığınızda iskeletinizi görüyor musunuz?” diyen patavatsıza bugünkü cevabımız: Çocuk iskeletleri aynamızı esir aldı. Kısaca kutsallık atfedecek hiçbir vatan, kadın, çocuk ve efendi kalmadı.
Efendilerimiz vatanlarımızı yıktı; çocuk ve kadınlarımızı katlettiler. Tek bir soru: Neden? Cevabını bulmak zor… Tahmin imkânsız değil. Son 200 yılda neler oldu? Dünyada insanlar hüküm sürerdi; ölüm, aşk ve yaşam her daim var olurken Sanayi İnkılabı’nın doğumu, tarifsiz bir şekilde bu kavramları hiç olmadığı kadar hissettirdi. İnsan kendini sistematik ve hızlı bir şekilde kendinden uzaklaştırdı. Sanayi gelişti; tüfekler ve bombalar üretildi. Dünya tarihinin iki büyük dünya savaşı milyonlarca kan döktü; ardından krizler, buhranlar ve soğuk savaşlar… İnsan kendisini yok etmek için kendisinin yok ettiği her şeyden ilham aldı, defalarca denedi. Bunlar yaşanırken hiçbir şey asla kesinlikle ortada olmadı. Yüzlerce, hatta binlerce soru… İnsan asla bu sorunların cevabını kesin olarak bulamadı.
● Saddam’ı Irak’a Amerika mı getirdi?
● Hitler aslında yaşıyor mu?
● Epstein kimdir?
Bir hegemonya devi var; bize bu soruları sormamızı istiyor ve bizi, düşünmemizi istediği gibi düşündürüyor. Sır perdesini zamanla üzerimize çekiyor; asla anlamlandıramadığımız yüzlerce olay daha da karanlığa gömülüyor.
2- KARACAOĞLAN’IN VATANINA SİNEN KORKU
100 yıl önce gelen rejim değişikliği sonrası, kendi vatanının evlatları yüzlerce kardeşini öldürdü. Dün hegemonya devi, insanları kendi fikirlerine bağımlı yapıp bunun uğrunda katletti. Bu vatanın evlatları ise elbette bu oyunu kavradı. Sistem oyunlarını değiştirdi; bizler kavradık, gene değiştirdi, gene… Bugün ise sokaklarda sınıf farkının oluşturulduğu gettoların “kötü çocukları”, Batı’nın durmadan pompaladığı alt kültür sayesinde bu ülkede yaşayan tüm Müslüman Türklere iliklerine kadar korku veriyor. Amerika, dünyadaki dev bir pazar ve dünyada yayılan kurumsal firmalar aracılığıyla oluşturduğu müthiş alt kültürleri bütün dünyaya pazarlıyor. Örneğin; bugün bütün dünyada gençlerin benimsediği Uzak Doğu kültürü, Amerika’nın pazarladığı bir alt kültürdür. Asya milletleri, Amerika’nın pazarladığı bu alt kültürü benimsiyor ve kimliklerinden tamamen uzaklaşarak Amerika’nın dayattığı bu kostümü giyiyor. Sinema, sanat ve video oyunu gibi pazarlar aracılığı ile kültürünü insanlara dayatan bu hegemonya devi, Türkiye’de de büyük şekilde halkımıza bu kültürleri pazarlıyor. Bugün küçük çocukların silah edinerek kendi akranlarını katletmesi, maalesef alt kültürlerin sert bir sonucudur.
3- BİR HALK MEÇHULÜNÜN FAİLİ
Bugün en bilindik bölgelerden biri olan Kadıköy’ün Türk toprağı olduğunu iddia etmek zor. Gündemleri, duruşları ve yaşamları Türklükten çok uzak olan bir toplumun varlığını sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Bu metnin kesinlikle yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Problem asla Kadıköy’de kaykay kayıp Amerikan kültürünü benimseyen gençler değil; bunlar problemin süregelen sonuçları. Problem de zaten bugün ortaya çıkmadı ama eski kuşakların hataları yüzünden en çok 2000 sonrası doğan çocuklar etkilendi ve suç bu insanların üzerine kaldı. Problem ne biliyor musunuz? Problem; daim olarak talepkâr olan üst sınıf ve üst sınıfa daim olarak baş eğen bizleriz. Birileri Amerika aracılığı ile bir şeyler pazarlıyor ve dünya pazarını elinde tutan Amerika, para ile Türk zenginlerini ve yöneticilerini satın alıyor. Kendi insanlarımız birkaç kuruş karşılığında bizleri katlediyor. Eğer bugün çocukların işlediği cinayetlere, halkımızın kendisinden uzaklaşmasına, en önemlisi bu milletin tüm değerlerini ayaklar altına alınmasına bir suçlu arıyorsak: Başta her şeyin sorumlusu Türk burjuvazisi, yöneticileri, bunlara engel olmayan hatta destekleyen Türk aydını ve en suçlusu; algılarını tamamen kapatan, koyundan beter Türk burjuvazasının, politikacısının kendisini sömürmesine izin veren Türk halkı.
4- DİZGİNİ KIRMAK
Bugünkü siyasi gruplar (özellikle Türk milliyetçileri ve Türk solu), edebiyat dünyası, neo-muhafazakâr yaşam; kısacası hemen hemen günlük hayatımızdaki her şey, herkes içinde bulunduğu pazarın kendisine dayattığı kültürün bir ürünü. Problemin ne olduğu ortada, suçlu ise belli. Peki bize ne yapmak gerekir? Çok basit: Bütün alanlarda Müslümanlaşmak ve Türkleşmek. Kendi pazarımızı kurmak, kendimize kendi kültürümüzü tekrar hatırlatmak. Sinemada Türkleşmek, edebiyatta Türkleşmek, sokakta Türkleşmek, giyimde, yemekte, her şeyde Türkleşmek gerekiyor. Gençler içlerindeki asiliği ve isyanı her daim diri tutmalı; ama bunu Amerikan alt kültürü ile değil, Türk kültürünün farkı ile yapmalı. İnsanlar rahatsız edilmeli, sokak hayatı tamamen Türkleşmeli. Asi olan biz Türkler, idarecilerin ve zenginlerin bağrına bir ağrı gibi saplanmalıyız. Türk müsün Amerikalı mı? Safını artık belli et. Çizgileri net bir şekilde çizmezsek ölmeye devam edeceğiz; bir gün değil, her gün.
Paylaş:


