Sirasi Meseleler-3
Duyarsızlığın Faturası
Yazmayayım diyorum yine yazmak zorunda hissediyorum. Çevremde olup biteni görmeyim duymayım diyorum olmuyor da olmuyor… Memleketimde bir grup var günlük yaşayıp ertesi güne dün yaşadıklarını unutan sorsan her şeyden haberi olan ama sadece yaşayan bende onlardan olmak istiyorum ama olmuyor … Bu grupta 2 ye ayrılıyor kendini sol görüşlü Atatürkçü sayanlar diğer tarafta dini eğitimi yazları mahalledeki camiden öteye geçmemiş ondada ilk fırsatta camiden kaçmış yüzüne dahi okuyamayan bir grup.. Sorsan milliyetçi maneviyatçı mukaddesatçı sonuç kalbim temiz.. Ara sıra sosyal medyada önüme düşer Efsane vali Recep Yazıcıoğlu herkesin sorunları çözmek için bir kurtarıcı beklediğini okul yönetimlerine site yönetimlerine girmediğini girmek istemediğini anlatır sürekli bir kurtarıcı gelsin bizi kurtarsın umudu ile yaşayan topluluğuz der .. Burada sayın valimin dediğini bugüne uyarlarsak her şeyi devlet çözsün belediye çözsün. Piknik alanı değilde daha sakin bir yere git sonra çöpünü orda bırak gece hayvan dağıtsın ortalık pislik olsun ertesi hafta tekrar git sonra sosyal medyaya bura ile ilgilenmiyorlar diye beyanat ver .. çocuğuna çöp atmayı öğretme çöpün dibinde koku pislikten geçilmesin sonra çöpün dibindeki ev sahibi çöp bidonunu kaldırınca veya senin kapına koymaya çalışırsa rezalet çıkar.. Peki bu durumların müsebbibi kim .Yada insanımızı bu kalıba sokan sistematik nedir. Birileri böyle bir şey mi planladı bir plan dahlinde mi yapılıyor. 100 yıllık cumhuriyetiz 150 yıldır demokrasi ile yönetiliyoruz. Her kararın bir zümreye ait olduğu yerde bu işin plansız olması düşünülemez. 2 tane bakanlığımız var isminde milli kelimesi geçen birisi savunma diğeri eğitim ..Bunlardan Milli Eğitim Bakanlığımızın en önemli görevi eğitimi milli yapmak ama kime göre neye göre milli kim ne anlıyor. Adam milli denince ortasından mil geçmiş veya üzeri bir toprak ile örtülmüş anlıyor. Merhum İlber Ortaylının hocanın dediği gibi Milli kelimesini en iyi Necmeddin Erbakan ve onun talebeleri anlamış olduğunu yaşayarak görüyoruz. Ne diyordu Erbakan ve talebeleri önce Ahlak ve maneviyat düstura göre nesillerin yetişmesi gerektiğini dillendirmişlerdir. Peki iktidarda dara düşünce onun öğrencisi olduğunu iddia edenler eğitimi millileştirmek için ne yaptılar. Eğitim olmayan öğretimi 12 yıla çıkardılar birkaç proje okulu vs ile imam hatip ortaokulu lisesi açtılar .. ya gerisi .. Geriye kalan nesil nereye gidiyor. 6 yaşında bir çocuğu zorla ailesinden alıyor 12 yıl okul sonrası 18 yaşında genç içi boş bir birey olarak geri veriyor. Bundan önce 8 senede veriliyordu en azından bir usta bir çırak yetişiyordu .. Herkesin okuması lazımmış gibi önce liseleri 12 yıla çıkartıp sonra okurken en azından işsizlik öteleniyor diye her şehre her kasabaya yeni bir öğretim yeri olan üniversite adı altında yüksek lise açtın sonuç fiyasko … Hele birde çocuğun ailesi anne baba çalışıyorsa birde üstüne vardiyalı ise çocuğu 1 yaşından sonra şanlı ise anneanne veya babaanne büyütüyor. Bakıcı kreş vs .. Sonuç sıfır eğitim sıfır milli ve manevi değerler.. Bunun sonucunu önceden vahşi batıdaki okullarda duyardık şimdilerde ise maalesef ülkemizde görmeye başladık. Okulda öğretmen çocuğa sesini yükseltse yada sert baksa taciz ile suçlama okulu basan aileler hep bu dönemde arttı. Birde bunun üstüne gelişen yaygınlaşan sanal dünya ahlaksız ve mafya dizileri geleceğimize kibrit suyu döküyor ama duyarsız gruplar hala karşı tarafı suçluyor. Çözüm çok radikal olunmalı cumhuriyetin ilk yılları inkılapları gibi sert bir şekilde uygulanmalı Öğretim sisteminden Eğitime dönülmeli zorunlu eğitim 8 yılı geçmemeli ama hepsinden evvel ilkokul 2. Sınıf Milli değerler sınıfı olmalı bir yıl boyunca milli manevi değerlerden adap kurallarına kadar sadece insan yetiştirmeye yönelik olmalıdır. Aksi takdirde çok sürmeyecek tüm varlığımızla emperyal güçlerin bize çizdiği şekide yaşayıp ah ile vah ile göçüp gideceğiz… Selametle
Paylaş:


