Zaman, Öncelik Meselesidir.
Zaman, insanın elindeki en ince terazidir. Her şeyi ölçer ama kendisini kimse ölçemez. Gün gelir bir tebessüm kadar kısa, bir ömür kadar uzundur. Ne kadar yaşarsak yaşayalım, aslında her birimiz sadece “önceliklerimizin zamanını” tüketiriz.
- İnsan, sevdiğine vakit bulur, inanmadığına bahane uydurur.
Bir hakikati unuturuz çoğu kez: “İnsan ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr Suresi, 1-3). Bu ayet, aslında zamanı tarif eder. Ziyan, vakti boşa harcamaktır; iman, vakti diriltmektir. Zamanı kimin yanında, hangi niyetle geçirdiğimiz, kim olduğumuzu ele verir.
- Kalp neye meylederse, saat oraya döner.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: sağlık ve boş vakit.”
Boş vakit… Aslında “boş” olan zaman değil, insanın içidir. Kim Allah’ı hatırlamıyorsa, onun zamanı boşalır. Kalbiyle meşgul olmayanın takvimi hep doludur ama gönlü hep eksiktir.
Zaman, bir müminin aynası gibidir. Her gün bir yaprağı daha düşer hayat ağacından. Kimisi bu düşen yapraklarda baharı hatırlar, kimisi ömrün sonbaharını… Kimi için zaman bir yük, kimi için bir emanet. Birinin ellerinden kayar, diğerinin kalbinde çoğalır.
Hakikatte herkes kıymet verdiğine müsaittir. Bir dost için vakit bulunur, bir ibadet için bulunmazsa; orada öncelik bellidir. Gün olur “meşgulüm” deriz, ama gönlümüzü meşgul edenin ne olduğunu düşünmeyiz. Hâlbuki zaman, tercihlerimizin şahididir. Her gün bir muhasebedir; kimi alışverişini dünya ile yapar, kimi ahiret ile.
Kimi insanın dakikaları bile bereketlidir, kimisinin ömrü bir boşluk gibi geçer.
- Niyet, zamanı bereketlendirir. Kimi bir dakikada bir ömürlük dua eder; kimisi bir ömrü, bir dakika bile fark etmeden tüketir.
Bir müminin vakti, namaz vakti gibidir. Her biri kıymetli, her biri yerli yerindedir. Zamanın hakkını vermek, aslında önceliği Rabbine vermektir. Çünkü kim Rabbini önceler, O da onun vaktine bereket verir.
Belki de mesele şudur: Zamanı yönetmek değil, zamana iman etmektir. Zaman, Allah’ın takdiridir. İnsan, o takdirin içinde kendine bir yön bulur. Eğer kalp hakikate yönelirse, her saniye secdeye döner.
O halde insan, vaktine bakarak neyi sevdiğini, neye iman ettiğini anlayabilir. Zaman, öncelik meselesidir. Herkes, gerçekten kıymet verdiğine müsaittir.
Paylaş:

